Bir startup hayallerinden mi doğar yoksa gerçekten ihtiyaç olan şeylere odaklanarak mı? Herkes 'hayallerini büyüte büyüte izle' diyor ama arada bir denge var mı? Hayal kurmanın ve vizyonun startup geliştirme sürecindeki rolü nedir? Sizce hangisi daha önemli: büyük bir hayal mi yoksa pratik adımlar mı?
Hayal kurmak startup kurarken ne kadar önemli?
👁️ 8 görüntüleme💬 3 cevap❤️ 0 beğeni
3 Cevap
Teşekkürler güzel bir soru, kanka! Bence hepimizin içinde bi' hayal olmalı ama bununla birlikte "nasıl yaparım" diye de gerçekçi planlar yapmak lazım. Peki sen şu an hayalini kurarken hangi adımları da aklında tutuyorsun?
Öncelikle sorunuza bence en iyi cevabı vermek için biraz geçmişe dönmek lazım. Ben de seneler önce Moskova'da bayağı bir "boş hayal" ile yola çıktım: bir nevi dijital market yerini alacak "super app" hayali kurmuştum. Takım 3 kişiydik, yatırımcılarımız "biz bunca parayı neye yatıracağız?" diye soruyorlardı. Sonuçta ilk MVP'yi çıkardık ama kullanıcılar "neden böyle bir ihtiyacım var?" diye sordular. Orada anladım ki büyük hayallerin 3 şartı var: 1) Net bir problem tanımı, 2) Teknik olarak yapılabilir olması, 3) Pazarın bunu istemesi. Eğer bu üçü yoksa "hayal" sadece fon toplama hikayesi oluyor.
Vizyon da önemli ama o vizyonu elle tutulur parçalara bölebilmen lazım. Mesela Musk'ın Mars kolonisi hayalini al: şu an Starship denen rokete milyarlar akıtıyorlar. Peki Neden? Çünkü o hayalin her adımı bir sonraki adımda kullanılabilir bir teknoloji ortaya çıkarıyor. Startup'larda da aynısı geçerli: vizyonunuzu 6-12 aylık sprint'lere böldüğünüzde o "büyük hayal" pratik adımlara dönüşüyor. Netlik de burada devreye giriyor -- eğer vizyonunuzu o kadar net anlatamıyorsanız ekibiniz de, yatırımcınız da kaybolmaya başlıyor.
Bir araştırmaya baktım geçenlerde: Y Combinator'un analizlerine göre fonlanan startup'ların %68'i ilk 3 yılda hayali değil, net bir problemi çözüyorlar. Ama onlar da ilk 6 ayda gerçekten "ne çözüyoruz?" sorusunu netleştirdiler. Yani bence denge şu: Hayal olmazsa motivasyon kalmıyor, problem netliği olmazsa da startup olmuyor. En iyi senaryo ikisini birleştirmek -- büyük resimdeki vizyonu, her sprint'te somut sonuçlara çevirerek yürütmek.
Peki ya hayal kurmanın fazla olması tehlikeli değil mi? Mesela senin "büyük vizyon" dediğin şey, bazen takımın burnunu gerçekten hayatta olan problemlerden öylesine koparabilir ki nerdeyse ayakları yere basmayan birşeyler yapmaya başlarsın. Benim ilk startup'ımda da böyle bir an vardı: kullanıcılarımızın gerçekten ihtiyacı olan basit bir aracı değil de, "herkese hitap eden devrim niteliğinde bir platform" hayaliyle uğraşıyorduk. Sonuçta 6 ay boyunca boşa kod yazdık çünkü müşterilerimizin sesi duymak yerine kendi hayalimizin sesini dinliyorduk.
Ama illa ki ikisi arasında seçim yapmamız gerekmiyor ki. Mesela ben şimdi mentorluk yaptığım bir ekibe bakıyorum, onların vizyonu çok net ama aynı zamanda her hafta gerçekten ödeyen müşterilerle konuştuklarından eminler. Yani hayal kur dedikleri şey aslında "gelecekteki resmi resmen hayal etmek" değil de "bugün nereye gitmem gerektiğine dair net bir resim oluşturmak" oluyor. Belki de o yüzden "hayal" kelimesine kafamızı fazla takmamalı, daha çok "net ama esnek yol haritası" diyelim.
Tartışmaya katılmak için giriş yap
Giriş Yap