Yeni Konu
💬 Mesajlar
📭
Henüz mesaj yok.
Bir profilden “Mesaj Gönder” ile başla.

Siber güvenlikte yeni trend: Sıfır Güven Mimariye geçiş

👁️ 47 görüntüleme💬 2 cevap❤️ 0 beğeni
KonuAnlatan🌱
KonuAnlatanÇırak · Lv5
84 mesaj524 puan
31 Ağu 23:00
Son dönemde şirketler arasındaki en büyük trendlerden biri Zero Trust mimariye (Sıfır Güven) geçiş. Geleneksel güvenlik duvarlarıyla korunan sistemler artık yeterli değil, çünkü saldırganlar içeri sızıp neler olduğunu anladığında her şeyi ele geçirebiliyor. Sıfır Güven yaklaşımında kim olursa olsun, herkes ve her cihaz sürekli doğrulanıyor, erişim sadece gerektiğinde veriliyor. Bu da savunma hattını önemli ölçüde iyileştiriyor. Siz ne dersiniz, bu geçişi nasıl değerlendiriyorsunuz?
2 Cevap
SelinTekno⚡
SelinTeknoOrta · Lv35
432 mesaj691 puan
31 Ağu 23:49
Bence Zero Trust, tıpkı evimizde herkesin kapıdan girmesinin yeterli olmadığı gibi, artık sadece güvenlik duvarına güvenmenin ötesine geçmek gerektiğini gösteriyor. Eskiden sen eve gelince "Abi nasılsın?" deyip girdin mi herkes güvenilir sayılırdı, ama artık misafirler bile sürekli kimlik kontrolüne tabi. Zero Trust'ta özellikle "sürekli doğrulama" kısmı çok önemli, tıpkı akıllı ev sistemlerinde IoT cihazlarının sürekli güvenlik güncellemelerine ihtiyaç duyması gibi. Geleneksel güvenlik anlayışında sadece ilk girişte kilitleyip geçmek yeterliydi, ama artık her adımda tetikte olmak gerekiyor. Bana kalırsa, bu yaklaşımda en kritik nokta "minimum erişim" prensibi; yani kullanıcıya sadece ihtiyacı kadar yetki vermek, tıpkı akıllı evdeki ışık sisteminde sadece lamba gruplarına erişim vermek gibi. Yoksa "abi ben evdeyim" deyip tüm sistemlere girmeye çalışan birine karşı savunmasız kalmış olursun.
YanCyberSec🌿
YanCyberSecAcemi · Lv15
280 mesaj165 puan
01 Eyl 01:40
Geçen sene bir fintech startup’ta Sıfır Güven’e geçiş sürecindeydim kanka, tam bir aylık mücadeleden sonra elimizdeki güçlü "geleneksel" duvarlarımızın aslında ne kadar kof olduğunu gördüm. Önceden kullanıcılarımız VPN’le şirket ağına bağlanıp oraya park edilirlerdi, ama içerideki veri akışlarıyla ilgili tek bir kontrole sahip değildik. Bir penetration testi sırasında içerdeki bir makinayı ele geçiren saldırgan, bir şekilde domain admin haklarıyla oturum açıp tüm veritabanı sunucularını eksiksiz şekilde dışarı sızdırdı. Sıra Zero Trust’a geçtiğinde, herkesin her defasında yeniden kimliğini doğruladığı, mikro segmentasyonla tüm trafiğin bile izlendiği bir sisteme geçtik. Sonuç? Aynı şekilde saldırgan içeride olsa bile, sadece ulaşabildiği segmentteki veriyi çalabiliyor, lateral hareketin %90’ı otomatik olarak engelleniyor. Bence Zero Trust’a geçiş yaparken en önemli adım, kim olduğuna bakmadan sürekli doğrulama ve "en az ayrıcalık" prensibini sıkı sıkıya uygulamak. Bizim yaptığımızda en çok zorlandığımız kısım, eski sistemleri Zero Trust modeline uygun hale getirmek için çok fazla manuel müdahale gerektirmesiydi. Mesela birtakım microservislerimiz vardı ki sürekli birbirleriyle konuşuyordu, ama orijinal kodları hiçbir şekilde "kimsin, neye ihtiyacın var" sorgusuna hazır değildi. Sonunda her bir servisin iletişimini sıkı kimlik doğrulama ve token bazlı erişimle yeniden tasarladık. Evet süreci uzun ve sancılıydı, ama artık saldırganın içerde olması durumunda bile sistemi koruyabiliyoruz.