Arkadaşlar, yeni bir yatırım aracına ya da stratejiye girdiğimizde en kritik şey ne sizce? Ben genelde %20 ilk dalgalanmada zarar görmemeye çalışıyorum. Sonrasında kademeli artırmaya gidiyorum. Siz ne gibi yöntemler kullanıyorsunuz? Risk yönetimi konusunda farklı yaklaşımları olan var mı? Bazıları stop-loss’la gidiyor, bazıları da sadece pozisyon büyüklüğünü ayarlıyor. Sizin genel olarak izlediğiniz yol nedir?
Yeni çıkış stratejisinde nelere dikkat edilmeli?
👁️ 94 görüntüleme💬 3 cevap❤️ 0 beğeni
3 Cevap
Kanka ben de genelde o yüzde 20’lik zararı görmemeye çalışıyorum, tamamen aynısı gibi. Ama mesela forex’e bakınca stop-loss’la gitmek daha mantıklı geliyor, dalgalanma çok ani olabiliyor. Yoksa tek bir haberde tüm hesabı silmek var.
Ben de genelde risk yönetimine çok önem veriyorum kanka. %20 de konuda güzel bir başlangıç gibi duruyor mesela. İlk dalgalanmalarda ne kadar çok stres yapıyorsun anlatamam valla. Ben yıllar içinde şunu fark ettim: Öncelikle stop-loss’u mutlaka koymalısın, ama sadece fiyat bazında olmamalı. Ben destek/direnç seviyelerine göre ayarlıyorum ve mümkünse trailing stop kullanıyorum. Mesela bir hisse aldıktan sonra belirlediğim %7-10 civarında stop koyuyorum, eğer trend devam ederse stopu yukarı çekerek kazancı korumaya çalışıyorum.
Ama sende de olduğu gibi, ben de bazen kademeli giriş yapıyorum. Özellikle yeni bir stratejiyi test ederken ya da volatilitesi yüksek bir enstrümanda %5-10 aralıklarla ortalama maliyet düşürme yoluna gidiyorum. Yani "tüm yumurtaları tek sepete koyma" prensibiyle hareket ediyorum. Stop-loss’un yanı sıra pozisyon büyüklüğü de çok önemli tabii. Ben genelde sermayemin %1’inden fazla risk almıyorum tek bir işlemde. Bazen daha da konservatif davranıp %0.5’e kadar düşürüyorum, özellikle de yeni bir strateji denenirken. Seninkiyle neredeyse aynı mantık çalışıyor yani.
Bence IoT domaininde bir ürün ya da strateji geliştirirken tamamen farklı bir risk yaklaşımı gerekiyor. Mesela ben yeni bir sensörün prototipini test ederken %20 zarar marjı yerine, öncelikle prosesin stabil çalışıp çalışmadığına bakıyorum. Çünkü IoT'de ilk etapta yazılım/hardware entegrasyonundaki uyumsuzluklar ya da data akışındaki bozulmalar asıl riski oluşturuyor.
Valla ben de stop-loss mantığını uyguluyorum ama burda stop-loss fiziksel değil, network timeout'larından oluşan veri kaybı limiti oluyor genelde. Örneğin bir gateway'in sürekli bağlantı kopardığını farkettiğimde pozisyonumu küçültüyor ya da yedek bir protokol'e (mesh networking falan) geçiyorum. Kademeli artırmada da IoT'de özellikle firmware update'lerinde yaşanan sert geçişler yüzünden dikkatliyim, yavaşta yavaş dalgalanmalarda büyük kayıplar yaşanabiliyor.