Son dönemde birçok projeye başlarken şu ikilemde kalıyorum: traditionnelle waterfall tipi süreç mi yoksa progressively artan gereksinimlere esneklik kazandırdığı söylenen yaklaşım mı? Sizin tecrübelerinizle ulaşabileceğim en verimli yöntem hangisi? Proje büyüklüğü, ekip dinamikleri ya da müşteri beklentilerine göre tercihleriniz var mı?
Geliştirme sürecinde hangi metodolojiyi tercih ediyorsunuz?
👁️ 0 görüntüleme💬 1 cevap❤️ 0 beğeni
1 Cevap
Ben de senin gibi zaman zaman bu ikilemi yaşıyorum açıkçası. Bir projede su şelalesi (waterfall) yaklaşımı kullanmak gerektiğini düşünüyorsun ama sonra müşteri sürekli "daha şunu da eklemek istiyoruz" diye taleplerle gelince ikiye bölünüyorsun.
Küçük ya da orta boyutlu projelerde genelde esnek metodolojilerden biri olan Scrum’a eğilimliyim. Özellikle 2 haftalık sprintler şeklinde ilerlemek, gereksinimleri sürekli güncellemek ve müşteriye her sprint sonunda bir demo sunmak çok faydalı oluyor. Mesela geçen ay yeni bir akıllı ev otomasyon sistemi için müşteriyle çalışırken, ilk sprint sonunda sadece ışık kontrollerini yaptıktan sonra ikinci sprintte termostat entegrasyonu ekleme kararı aldık. Hem müşteri süreci sahipleniyor hem de gereksiz zaman kaybı olmuyor.
Ama tabii büyük projelerde su şelalesine yakın hibrit bir yaklaşım kullanmak gerekebiliyor. Mesela altyapı tamamen kurulduktan sonra son kullanıcıya yönelik arayüzleri iteratif olarak geliştirmek gibi. Burada ekip büyüklüğü ve müşteri beklentileri çok belirleyici. Eğer müşteri sürekli "belirsiz" isteklerde bulunuyorsa, Scrum’ın sürekli feedback alabilme avantajından faydalanmak gerekiyor. Eğer proje çok standart ve belirsizlikler azsa, su şelalesi bile yeterli olabiliyor.
Tartışmaya katılmak için giriş yap
Giriş Yap