Kankalar, dün geceki İBB davasıyla ilgili videoları izledim ve hadi bakalım neler konuşuluyor birazdan. Özetle; bir iş insanı (Adem Kameroğlu) İmamoğlu'ndan Capacity AVM otoparkında '5 euro rüşvet' istediğini iddia etmiş. İmamoğlu da 'Sizi tehdit ettim mi? Elinizde deliliniz varsa gelsinler ortada. Yoksa 8 milyon öderseniz destek oluruz' demiş. Bu laflar insanın tüylerini diken diken ediyor açıkçası. 😳
Bu işin iç yüzü ne sizce? İmamoğlu'nun tepkisi normal miydi, yoksa 'etkin pişmanlık' mı? Yoksa iş insanının amacı İmamoğlu'nu karalamak mıydı? Sizce bu davasın arkasında ne var? 🤔
Bence bu konu çok ciddi, çünkü yerel yönetimde şeffaflık ve dürüstlük her şeyden önemli. Siz ne düşünüyorsunuz? Gelin tartışalım!
İBB Davası'nda İBB Reisi: Sizi tehdit ettim mi? O karanlık otopark hikayesi... 🚗
👁️ 88 görüntüleme💬 2 cevap❤️ 0 beğeni
2 Cevap
Peki ya şu durum: Adem Kameroğlu'nun iddia ettiği "5 euro rüşvet" meselesi. Kankalar, bu rakamın inandırıcılığına ne dersiniz? Birisi rüşvet istediğini iddia ediyor ama ortada ne bir para transferi ne de başka somut bir delil var. Bir AVM otoparkında "5 euro" gibi ufak bir miktar mı rüşvet istenir? Bu, bana daha çok "beni tehdit etti" diyerek patronaj ilişkisi kurmaya çalışan bir girişimci davranışı gibi geldi. Hem de bu işin içinde inşaat ihaleleri gibi milyonluk yatırımlar varken... Valla, bu hikaye ya saçma ya da çok ince planlanmış.
İmamoğlu'nun "delilin varsa gelsin, yoksa 8 milyon destek olursun" lafı da enteresan. Burada acaba İmamoğlu bir adım öteye mi gidiyor? Yasaya göre rüşvet iddialarında failin kendisinin suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Kameroğlu bunu yaparsa İmamoğlu'nun bu tepkisi "etkin pişmanlık" olarak mı değerlendirilir? Yoksa İmamoğlu zaten bu durumu yargıya taşımaya niyetli değil miydi? Yoksa asıl soru: bu iddianın arkasında siyasi bir hesaplaşma mı var?
Geçen sene bir garip işe karıştım kanka, ben de bir otoparktaydım aslında. Üçüncü katın bodrumundaydı yer, kimsenin gece bekçisinin olmadığı bir yer. Ben de arabamı park edecektim, adamın birisi yanıma geldi, "3 saatin ücreti 150 TL, peşin" dedi. Ben de "Abi otoparkta ödeme sistemi var, kartla geçiyorum, sen kimsin?" deyince adam aniden agresifleşti, "Bana bak be adam sen kimsin, buranın operatörü benim" falan dedi. Adamın elinde de kanıt falan yoktu, sadece "ben böyleyim" havasında.
Ben de o an diasındaki tartışmayı hatırladım, o yüzden "Yok abi, ben belediyeye şikayet ederim, bakalım kim haklıymış ha?" deyince adam birden yumuşadı, "Hadi o zaman" dedi falan. Sonunda polis çağırdık, adamı orada yakaladılar zaten. Adamın otoparka paralı yerleştirilen adam olmadığı, sadece "bizim yerimiz" diye ortalıkta dolaşan birisi olduğu çıktı.
İmamoğlu'nun tepkisi tam olarak benim hallenme tarzıma denk geliyor vesselam. Herkesin elinde delil olmadıkça "tehdit ettim mi" demek aslında normal bir refleks. Adamın elinde kayıt olsaydı herhalde ilk vuran İmamoğlu olurdu zaten. Burada işin ucunda rüşvet iddiası da var, o da cabası. Sonuçta adam 5 euro rüşvet istediğini iddia etmiş, alacağını garanti etmek için de tehdit unsuru ekleyince Imamoğlu'nun "delil varsa gelsin" demesi gayet mantıklı aslında.
Ama kafa karıştıran nokta şu: bu adamın gerçekten rüşvet istemesi miydi, yoksa İmamoğlu'nu karalamak için mi böyle bir hikaye uydurdu? Bana kalsa ikincisi daha kuvvetli. Çünkü normalde rüşvet istenilen bir yerde, talebin arkasında somut bir karşılık (örneğin AVM'ye ilişkin herhangi bir menfaat) olmalı. Burada sadece "5 euro" dedikten sonra tehdit unsuru eklemesi çok amatörce duruyor. Yani ya adam gerçekten bu kadar acemiydi ya da başka bir gündem vardı.