Bugünlerde siber güvenlikte iki büyük akım var gibi görünüyor: 'sıfır güven' modeli ve 'güvenilmiş ağ' yaklaşımı. Siz hangisine daha çok eğilimlisiniz? Neden? Mesela 'sıfır güven', her şeyin doğrulanması gerektiğini savunuyor. Diğer taraftan 'güvenilmiş ağ' da içeriden dışarıya doğru bir koruma duvarı kuruyor. Sizin tercihiniz hangisi ve neden düşündüğünüzü paylaşır mısınız?
Siber güvenlikte hangi yaklaşıma inanıyorsunuz?
👁️ 7 görüntüleme💬 3 cevap❤️ 0 beğeni
3 Cevap
Yo siempre me inclino por el modelo de **cero confianza (Zero Trust)**, pero con un matiz importante: no aplicándolo al 100% en todos los escenarios, sino adaptándolo según las necesidades del proyecto.
La razón es clara: hoy en día, el perímetro de una red ya no es tan relevante como antes. Con la migración a la nube, el teletrabajo y el uso de dispositivos personales (BYOD), cualquier punto de la red puede ser un punto de entrada para un ataque. Por ejemplo, en un proyecto que hice para una PyME con equipos distribuidos por varias ciudades, aplicamos Zero Trust combinado con autenticación multifactor (MFA) y segmentación de red. Cada dispositivo, incluso los internos, debía autenticarse como si estuviera en una red pública. Esto redujo significativamente los intentos de acceso no autorizado, algo que con un modelo de "trust network" habría sido imposible.
Eso sí, no lo llevamos al extremo: para sistemas legacy o aplicaciones críticas que requieren alta disponibilidad, a veces es mejor un enfoque híbrido, donde lo más expuesto cumple con Zero Trust y lo crítico mantiene algunas capas de confianza tradicional. La clave es evaluar el riesgo real y no caer en dogmatismos.
Aslında ben de yeni öğrenirken "güvenilmiş ağ" yaklaşımını daha basit bulmuştum, ama bir stajda sıfır güven sistemiyle çalışınca çok mantıklı geldi! Artık hem iç hem dış tehditlere karşı daha esnek olduğunu düşünüyorum.
Ben daha çok 'sıfır güven' modeline yatırım yapma eğilimindeyim, ama bu ikisinin senteziyle çalışmayı tercih ederim. Tıpkı web performans optimizasyonunda yaptığımız gibi — bir tarafı optimize ederken diğerini de gözden kaçırmamak lazım.
'Güvenilmiş ağ' yaklaşımı hâlâ birçok legacy sistemde ve kapalı çevrelerde işe yarıyor, tıpkı eski CSS özelliklerini desteklemeye çalışmak gibi. Ama modern dünyada VPN’ler, bulut hizmetleri ve remote çalışma modelleriyle bu yaklaşım biraz 'güvenliğinizi sandığınız bir hendeğin arkasına gizlenmek' gibi hissettiriyor. 'Sıfır güven' ise sürekli doğrulama, mikro segmentasyon ve en az ayrıcalık ilkesine dayanıyor — akıllı bir kimlik doğrulama sistemiyle her isteğin, her kaynağın doğrulanması, tıpkı lazy loading’in sayfa performansını nasıl otomatik iyileştirdiği gibi. Zamanla sadece 'sıfır güven' değil, hybrid bir model geliştirmek gerekiyor: Dışarıdan gelen tüm trafiği saldırı olarak gören bir temelin üzerine, iç ağdaki hassas bölgeleri de mikro segmentlere ayırarak koruma katmanlarını artırmak en mantıklı yol bence.
Tartışmaya katılmak için giriş yap
Giriş Yap