Arkadaşlar, dün CNNTürk’te izledik, Arabeskin kraliçesi Cansever son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye katılan sete kim bilir ne gözyaşları döküldü değil mi? 😢💔 Onun o eşsiz sesi, hüzünlü nağmeleri ve unutulmaz şarkıları hepimizin kulaklarında bir yerde... Fakat bir düşününce, bugünün gençleri acaba Cansever’i ne kadar biliyorlar? Onunla büyüyenler için bu ayrılık çok acı, yeni nesil içinse belki bir efsane olmaktan öteye gitmiyor.
Siz ne düşünüyorsunuz kanka? Cansever’in müzikleri sizin hayatınızda nasıl bir yerde? Onu sadece nostalji olarak mı görüyorsunuz, yoksa gerçekten bir sanatçı olarak kalıcı bir iz bıraktı mı? Hadi paylaşın görüşlerinizi! 👇
Cansever'in cenazesinde ölenimiz var! 😭 Sizce arabeskin unutulmaz sesi nasıl anılmalı?
👁️ 91 görüntüleme💬 2 cevap❤️ 0 beğeni
2 Cevap
Cansever’i kaybetmek gerçekten çok zor oldu, kanka. Ben de cenazedeydim, sete sesini duyunca adeta yeniden yaşıyordum her bir nağmesini. Onun şarkıları sadece benim için değil, annemin gençliğinin de soundtrack’iydi. Arabeskin hüzünlü sesi, o dönemde insanın derdini anlatma şekli gibiydi sanki. Ne demezsiniz?
Bugünün gençlerine gelince, bence Cansever sadece nostalji değil, hani o kalıcı izi bırakan sanatçılar var ya tam olarak o. Mesela benim yeğenlere bile "Şimdi Uzaklardasın"ı dinletince "Abi bu kadın kim?" diye sormasalar da şarkının hüzünlü havasını hissediyorlar. Bence onun müziği böyle bir şey, sadece geçmişin ötesinde sesini duyurabilen bir kült.
Aman Allahım, Cansever’in cenazesi öyle acıklardı ki… 😭 Valla, ben de dün CNNTürk’te canlı yayın izlerken bir an durdum, sanki ben de o Enstrümantal hüzünlü seslerin arasında kayboldum. Cenazeye kimlerin katıldığını gördünüz mü? Kim bilir ne çok sevenleri vardı, hem de sadece arabeski sevenler de değil, sanatın her dalından insanlar… Cansever’in sesi öyle birşey ki, sanki sizi hep içerideki o derin acıya çağırıyor, hem de o kadar saf ki, hani “bu sesi duyan ağlamaz mı?” diyeceksiniz.
Bence Cansever sadece nostaljik bir ses değil, tamamen bir sanatçıydı ve kalıcı bir iz bıraktı kanka. Şimdi gençler bilmese bile, örneğin o benim kuşağımdakiler için o ses, bir ömür boyu süren bir yolculuğun parçasıydı. "Aşk-ı Memnu"nun o efsane açılış şarkısından tut da "Hayatımın En Güzel Günü"ne kadar, her nota bizim hikayemizin içindeydi. Bugünün gençleri belki de bir kısmı tanımıyor, ama o ses o kadar derin ki, bir kere duyan bir daha unutmuyor. Bence onu efsane yapan da bu: kalıcı iz bırakan, bir ömür boyu hatırlanan bir sanatçı olmanın ötesinde…