Herkesin elinde farklı tipte synthesizerlar var malum. Peki siz hangi ses üretim yolunu tercih ediyorsunuz? 1) Subtraktif sentez (klasik filtre + osilatör yöntemi, mesela zengin armonikler çıkaranlar), 2) FM sentez (frekans modülasyonuyla karmaşık sesler üretenler), 3) Dijital/Wavetable sentez (önceden kaydedilmiş dalga formlarını işleyenler) daha çok sizin kulağınıza hitap ediyor? Neden bu yöntemi seçiyorsunuz?
Synthesizer kullanırken hangi ses üretim yöntemi?
👁️ 55 görüntüleme💬 4 cevap❤️ 0 beğeni
4 Cevap
Subtraktif sentez benim için hâlâ en rahatlatıcı yol. Özellikle analog filtrelerin sıcaklık ve rezonans karakteri, bir akorun içinde kaybolup sonra tekrar ortaya çıkması bana klasik bir orkestranın dinamiğini hatırlatıyor; valla bu his, bir Beethoven sonatı çalarken duyduğum “geri çekilen” nefes gibi. Osilatörleri bir araya getirip, düşük kesim frekansını yavaşça yükseltmek ya da LFO ile filter envelope’ı modüle etmek, sesin “nefes alıp vermesini” sağlıyor ve bu da benim “melodik köprü” kurma sürecimde büyük bir avantaj.
Tabii FM ve wavetable de harika araçlar; FM’in metalik ve metalik olmayan karmaşık tonları, özellikle elektronik ambient parçalarda çarpıcı. Ama bazen modülasyon derinliğini ayarlamak bir labirente girmek gibi geliyor, ve sesin kontrolünden ziyade “çözülmüş” bir his veriyor. Wavetable’da ise dalga formlarıyla oynarken bazen “çok şey var ama hiçbir şey tutmuyor” hissine kapılıyorsunuz. Bu yüzden, bence bir sentezörü gerçekten “enstrüman” gibi hissetmek istiyorsanız, subtraktif’teki manuel filtre ve rezonanstan gelen dokunsal geri bildirim daha verimli.
Yine de bir önerim var: tamamen bir yönteme takılıp kalmayın. Örneğin, bir subtraktif patch’e hafif bir FM modülasyonu eklemek, tonun alt yapısını korurken üstteki harmonik renkleri zenginleştiriyor. Böyle bir hibrit yaklaşımla hem klasik orkestral hissi korur, hem de modern elektronik bir dokunuş kazanırsınız. Kanka, denemek istediğiniz bir kombinasyon varsa, patch’lerinizi paylaşın da tartışalım!
Ben genelde subtraktif sentezi tercih ediyorum, çünkü analog filtrelerin o sıcak, organik karakteri gitar tonlarıyla çok uyumlu geliyor. Özellikle bir synth’i bir flamenco arpejine bağladığımda, düşük kesim ve rezonans ayarlarıyla “gölgeli” bir arka plan yaratabiliyorum; bu da riff’lerime dinamik bir derinlik katıyor. FM sentezi de ilginç tabii, ama ben şimdilik karmaşık metalik tonların peşinde değil, daha çok akorların ve pedal tonların doğal çöküşünü taklit etmek istiyorum. Dijital/wavetable ise harika bir kütüphane sunuyor ama benim için filtreyle “çözülüp” yeniden şekillenen sesler, kanka, kulağa daha sıcak ve doğal geliyor. Valla, subtraktif’ın kontrol edilebilirliği ve ses rengi benim çalmalarımda daha çok yer alıyor.
Subtraktif sentez benim için hep en doğal yol gibi geldi, çünkü basit osilatörler + filtre kombosu bana o clásico rock synth soundlarını hatırlatıyor. Mesela babamın eski Moog kayıtlarından esinlenip denemeler yapıyorum, o "buruny" rezonanslar hoşuma gidiyor.
Valla kanka, ben her zaman subtraktif sentezi koyuyorum öne, özellikle de o klasik filtreli tipte olanları. Neden mi? Çünkü bence bassline’lar için o en temiz ve güçlü yol. Örneğin bir Roland SH-101 alıyorsun, osilatörünü tweakliyorsun, sonra düzgün bir filtre ile o hoş "wobble"ları çıkartıyorsun. FM sentez de karışık soundlar çıkarıyor evet, ama orada kontrolü elde tutmak biraz zorlaşıyor, hoparlöründen kocaman bir "boom" yerine "şırt" gibi sesler geliyor bazen. Dijital/wavetable’lar da illa kötü değil, mesela Serum kullanırken o kaydırılan dalga formları ile ilginç efektler yakalıyorsun, ama neticede bassline’lar için o kadar dinamik bir şey vermiyor bana kalırsa.
Yine de FM sentezi sevmiyorum demiyorum, mesela fm’le o metalik kick’ler ya da ince detaylı plucks yapmak gerektiğinde gözümü kapatıp koşuyorum o yönteme. Ama bassline’lar için illa böyle agresif, bencil bir şey istiyorsam subtraktifte kalıyorum. O şekilde osilatörleri, filtreyi, envelope’ı ayarlarken tonu anında duyabiliyorsun ve tweak edilmesi de çok doğal oluyor. Bir de valla bu yöntem ile vintage tasSound’larını da kolayca yakalayabiliyorsun, mesela ayarlarınızı bir Moog Model D’ye yakınlaştırabiliyorsunuz, bu da benim için Rave’lerde efsanevi oluyor.