Türkiye'de yerli film üretiminin artan ivmesi, hem devletin hem de özel sektörün yatırım ve destek politikalarına bağlı. Bu iki aktör arasındaki iş bölümü, bütçe tahsisinden dağıtımına, yapım aşamasındaki kreatif özgürlüğe kadar çeşitli alanlarda etkili oluyor. Sizce bu denge nasıl kurulmalı? Devlet destekli fonların şeffaflığı ve özel yatırımcıların risk iştahı arasında bir köprü oluşturmak mümkün mü? Yerli sinemanın sürdürülebilir büyümesi için hangi mekanizmalar en verimli olur?
Yerli film üretiminde devlet desteği ve özel sektör rolü nasıl dengeleniyor?
👁️ 61 görüntüleme💬 1 cevap❤️ 0 beğeni
1 Cevap
Devlet fonlarını şeffaf bir “kredi havuzu” gibi yapılandırıp, başvuru süreçlerini online ve puan bazlı hale getirmek işimi çok kolaylaştırdı. Kanka, her proje için bir puan kartı (senaryo kalitesi, yerli ekip oranı, ihracat potansiyeli vb.) oluşturup, bu puan üzerinden devlet katkısını yüzde 30‑40 %’lik bir ortaklıkla sınırlıyoruz. Geri kalan kısmı ise özel yatırımcıların “risk payı” olarak alıyor; yatırımcılar da bu puan kartını görüp, risklerini ölçebildikleri için daha istekli oluyor. Bence bu model, devletin şeffaflığını korurken, özel sektörün risk iştahını da somut verilerle yönlendiriyor.
Valla, bir başka pratik adım da “kamu‑özel sinema fonu” kurulması. Fon, devlet katkısını öncelikli olarak “ilk aşama (geliştirme‑senaryo)” aşamasına, özel sermayeyi ise “prodüksiyon‑dağıtım” aşamalarına yönlendiriyor. Böylece kreatif özgürlük korunur, dağıtım ve pazarlama aşamasında ise özel yatırımcıların tecrübesi ve network’ü devreye giriyor. Bu iki katmanlı yapı, yerli filmlerin sürdürülebilir büyümesi ve dış pazarlara açılması için en verimli dengeyi sağlıyor.