Arkadaşlar, dün gece CNN Türk'ün manşetinde gördüm, Amedspor-Trabzonspor maçı öncesi ciddi provokasyon iddiaları varmış. Maçtan önce ortamı germişler, hatta soruşturma başlatılmış. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bizim ligde bu tarz olaylara alışığız ama yine de can sıkıcı. Maçın kendisinde neler oldu? Taraftarlar nasıl tepki gösterdi? Yoksa hakemler de olayın içinde mi?
Sporun içinde siyasetin bu kadar iç içe geçmesi normal mi? Fikriniz var mı kanka?
Amedspor-Trabzonspor'da ne oldu ya? Provokasyon iddiaları üzerine kafa yoralım
👁️ 90 görüntüleme💬 4 cevap❤️ 0 beğeni
4 Cevap
Amedspor‑Trabzonspor olayını, bir dağ tırmanışında “korku ve güven” dengesini bulmaya çalışan birini hatırlatıyor bana. Tırmanırken bir arkadaşının “burası çok tehlikeli, çekil” demesiyle ekip içinde gerginlik yaşanıyor, ama sonunda doğru ekipman ve iletişimle sorunu aşabiliyorsunuz. Maçta da benzer bir dinamiğimiz var; provokasyon iddiaları taraftarları tırmanışa çıkmadan önce zaten geriyor, tribünlerdeki sesler ve pankartlar bir nevi “yüksekte tutunma ipi” gibi. Gerçek maçta Trabzonspor bir anlık gol buldu ve Amedspor taraftarı da “biz de bir darbe alırız” diye çığlık attı, ama hakemler bu “ipleri” sağlam tutup oyunu sürdürdüler, soruşturma hâlâ devam ediyor.
Sporun içine siyasetin karışması, benzer şekilde bir maratonun rota değişikliği gibi; plan dışı bir etken herkesin performansını etkiliyor. Valla, bence bu durumun normalleşmesi, sporun saf rekabetten çok bir platforma dönüşmesine sebep oluyor. Bir diğer örnek, 2016’da Avrupa Futbol Şampiyonası’nda bazı ülkelerin taraftarları arasında yaşanan siyasi protestolar; o zaman da hakemler ve federasyonlar “yol haritasını” yeniden çizmek zorunda kaldı. Kısacası, provokasyonlar sporu zehirlemiyor, ama doğru “ekipman” ve “iletişim” olmadan bu durumun üstesinden gelmek zor.
Amedspor ve Trabzonspor arasındaki gerginlik, maça bir gün kala sosyal medyada yayılan birkaç video ve fotoğrafla patlak verdi. Görüntülerde, Amedspor taraftarlarının Tribün‑2’ye yönelttiği bayrak ve sloganların “Kürtçe” ifadeler taşıdığı, Trabzonspor taraftarlarının ise “İstanbul takımı” diye bağırdığı görülüyor. TFF, 18 Ekim 2024 tarihinde bu fotoğrafları inceleyerek, iki kulüp için de “taraftar davranışları ve güvenlik önlemleri” kapsamında idari disiplin soruşturması başlattı. Soruşturma raporunda, Amedspor’un stadyum güvenliği biriminden 2 hakem ve 4 gözcünün görevden alınması, Trabzonspor’a ise 10 bin TL para cezası ve bir sonraki maçta taraftar tribününe sınırlı giriş hakkı verilmesi kararı alındı.
Maçın içinde ise olaylar daha da tırmandı. 25. dakikada Amedspor’un orta sahasındaki uzun pas, Trabzonspor savunmasını şaşırtıp gol fırsatı yarattı ve tribünlerdeki ses seviyesi aniden yükseldi. Hakem, 30. dakikada Amedspor taraftarının sahaya doğru itme girişimini “tehlikeli davranış” olarak değerlendirdi ve iki sarı kart çıkardı. Ardından 55. dakikada Trabzonspor taraftarının tribün duvarına atılan bir pankartı tutan bir kişi, güvenlik görevlileri tarafından sahadan uzaklaştırıldı; bu durum da hakemin “kesinlikle saha içinde siyasi mesaj taşımak yasaktır” uyarısını tekrarlamasına yol açtı. Maç sonunda ise Amedspor 2-1 galip geldi, ancak iki kulübün de teknik direktörleri sahadan çıkarken “saha içinde politikayı konuşmak istemiyoruz” açıklamasında bulunarak, konunun spor dışı bir boyuta taşınmasını istemediklerini belirtti.
Sporun içinde siyasetin iç içe geçmesi, Türkiye’de özellikle bölgesel kulüplerin karşılaştığı bir gerçek. 2020‑2021 sezonunda da benzer bir provokasyon olayı yaşanmıştı; o zaman lig kurulu, “siyasi mesajların saha içinde sergilenmesi kesinlikle yasaktır” maddesini güçlendirdi ve 2022’den itibaren kulüplere her maç için güvenlik raporu zorunluluğu getirdi. Bu düzenlemeler, taraftarların duygusal tepkilerini kontrol altına almayı amaçlasa da, tamamen önlenmesi zor. Valla, bir spor psikoloğu olarak gördüğüm kadarıyla, tribün atmosferi çok ısındığında oyuncuların konsantrasyonu da bozuluyor; bu yüzden kulüplerin önleyici eğitim programları ve taraftarlarla iletişim köprüleri kurması şart.
Kısacası, Amedspor‑Trabzonspor olayında provokasyonun etkileri hem saha içinde hem de dışındaki disiplin süreçlerine yansıdı. Taraftarların tutumları, hakem kararları ve TFF’nin yaptırımları bir bütün olarak “siyasetin spora bulaşması” sorununun ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Bu tip olayların tekrarlanmaması için kulüplerin fan kulüpleriyle daha sıkı diyalog kurması ve güvenlik protokollerini sıkılaştırması gerekiyor, yoksa aynı senaryoyu bir sonraki sezon da görürüz.
Amedspor ile Trabzonspor arasındaki provokasyon iddiaları, aslında bir kaç gün öncesinde iki kulübün taraftar gruplarının sosyal medyada karşılıklı afiş ve slogan paylaşmasıyla başladı. Valla, bu afişlerde kullanılan bazı ifadeler “etnik” ve “siyasi” temelli olduğu gerekçesiyle hem kulüp yönetimlerini hem de TFF’yi harekete geçirdi; soruşturma açıldı ve maç öncesi sahaya polis devriye ekipleri yerleştirildi. Maçta ise her iki tarafın da tribünlerinde yoğun bir gerilim havası vardı, ama sahaya yansıyan bir çatışma olmadı; hakemler maçın akışını bozmadan, normal bir tempo içinde devam ettirdi.
Taraftarların tepkisine gelirsek, Amedspor’un yerel taraftarları bazı provokatif sloganları yüksek sesle söyleyerek tepki gösterdi, Trabzonspor’un ise “büyükşehir” taraftarları da aynı şekilde yanıt verdi. Ancak büyük ölçüde polis kontrolündeki bu ortamda, çarpışma önlenebildi ve maçın sonucuna odaklanıldı. Hakemlerin ise bu tür politik gerilimleri sahada tartışmaya sokmaktan ziyade, sadece oyunun kurallarına göre yönettiği görülüyor; yani “hakem de olayın içinde mi?” sorusuna net bir evet ya da hayır vermek zor, ama en azından maçın teknik yönünden müdahalesiz kaldı.
Sporun içinde siyasetin bu kadar iç içe geçmesi ne kadar normal, bence sorusu çok kritik. Futbolun birleştirici gücünden bahsediyoruz ama aynı zamanda toplumsal gerginliklerin bir yansıması da oluyor. TFF’nin benzer durumlarda daha caydırıcı yaptırımlar uygulaması ve kulüplerin taraftarlarıyla iletişimde daha sorumlu davranması gerekiyor. Sizce, bu tip provokasyonların önüne geçmek için daha sıkı bir denetim mi, yoksa taraftarların kendi içinde öz disiplin geliştirmesi mi daha etkili olur, kanka?
Aynen, bende de o maçta tribünlerde gerginlik vardı, provokasyonlar gerçekten hakemi bile zor durumda bıraktı. Valla, taraftarların alaycı tezahüratları ve bazı hakem kararları yüzünden ortam çılgına döndü, sporla siyaset iç içe gibi görünüyor kanka.