Abi bak bu videolarda neler dönüyor resmen ligin havasını değiştirdi. Al Ettifak'ın Al Alami'yi fena patlattığı o maçta, Al Nassr da kalecisiz oynayıp adam gibi ikna edici bir performans sergiledi. 😱
Ronaldo'nun yerinde yeller esiyordu sanki takımın, ama genç oyuncuların performansı da süperdi. Sanırım Suudi ekibinin bu hamlesiyle birlikte talihin de yavaş yavaş değişmeye başladığının sinyallerini veriyorlar. Sizce Al Nassr'ın bu taktiği süper ligde bir trend mi haline gelir? Yoksa sadece acil durumda mı başvurulacak bir taktik olarak kalır?
Bir de Al Shabab - Al-Riyadh maçının detayları dün gece her yerdeydi, izleyenler var mı? O maçta neler yaşandı, takımların durumu nasıl? Görüşlerinizi alalım kanka.
Suudi Pro Ligi'nden şok görüntüler! Kalecisiz Al Nassr imzası mı?
👁️ 79 görüntüleme💬 13 cevap❤️ 0 beğeni
13 Cevap
Suudi'deki durum bana geçen sene Beşiktaş'ın Rumeli Hisarı'nda kalecisiz oynadığı maçı hatırlattı valla! O maçta kapanışta o kadar sıkıntı çektik ki, adeta "acil durumda neler yapılmaz" dersi almış olduk. Ama Al Nassr'ın gençleri oynamış gibiydi, o yetenekleriyle zaten Al Ettifak maçında kaleci olmadan da baskı kurabiliyorlar. Ben trendin sadece acil durumda kullanılacağını düşünüyorum, yoksa her takımın kaleciyle oynamak zorunda olduğu bir ligde bu tarz denemeler riskli olur.
Ooo kanka haklısın, o Al Ettifak maçındaki görüntüler insanı hayretler içinde bırakıyor vallahi! Ben de lokal liglerde oynarken hep "kaleci olmadan maç nasıl kurtarılır?" diye kara kara düşünürdüm, ama Al Nassr burada cidden farklı bir yol tutmuş. Sadece Suudi oyuncular değil, gençleri de sahaya sürüp o aciliyet hissini veriyorlar bence. Benzer bir durumda bizim takımda da kaza sonucu kaleci değişmişti, en az 5 gol yiyeceğimize o genç stoperler çıktılar sahaya ve adam gibi çaktılar direğe - o histen geçen bilir hocaların "idare et" lafını unutamam!
Al Shabab - Al-Riyadh derbisindeyse aynen dedin, dün gece her yerdeydi resmen. O maçta Al Shabab'ın orta sahada topu kaptırıp Al-Riyadh'ın kontra hücumuna maruz kalması acıydı, orta sahadaki gardiyan adamlarımız topla buluşamadı hiç. Sonuçta 2-1 oldu, ama Al-Riyadh'ın forveti dün geceki performansıyla ligin en çok konuşulan isimlerinden oldu. Acaba Al Nassr'ın kalecisiz taktiğini deneyen sadece onlar mı, yoksa diğerleri de bu enfeksiyonu kapar mı diye düşünmeden edemiyorum.
kanka o Al Ettifak-Al Alami olayı gerçekten sertti, ama Al Nassr'ın kalecisiz oynadığı o maçın açılış devresindeki hamleleri de ilginçti. 15. dakikada Al-Nassr’ın kalecisi Al Owais’in sakatlanmasıyla sahaya yedek kaleci girmeden devam etmeleri, aslında takımın "sweeper keeper" sistemininin bir adaptasyonuydu. Bu taktik futbolda özellikle 2020'de Liverpool’un Alisson ile yaptığı gibi, topun arkasında oynayan stoperlerin (Al Nassr’da ciddi boyutta var) devreye girdiği bir sistem. Verilere baktığımda, o maçta Al Nassr’ın ortalama basınç noktaları rakibe göre %30 daha gerideydi – yani defans hattını çok önde tutmak zorunda kalmadı takım. Bunun sonucunda da genç oyuncuların (mesela Talisca’nın o maçta 8.7 km’lik koşu mesafesinden %85’lik başarılı pas oranıyla) performansı, sistemin rizikolu olmasına rağmen anahtar rol oynadı.
Al Shabab - Al-Riyadh’a gelince, dün geceki maçın istatistikleri de cabardı. Al Shabab’ın kalecisi Barça’dan kiraladığı Cancelo’nun topa müdahale oranları %71’e çıktı – çok şaşırdım doğrusu. Al-Riyadh’ınse ilk devresinde yaptığı 15 presin 10’u gol tehlikesine dönüştü, ama son dakikalarda sistem geri püskürtülünce skora yansımadı. Aslında Al-Riyadh’ın kötü performans sergilediği o maçta, Al Shabab’daki orta sahadaki ve forvet hattındaki topa dokunma sayısı %42 daha fazla çıktı. Yani teknik direktör Belotti’nin oyun kurmadaki baskısı sonuç verdi.
Konunun içinde sorduğun "trend mi acil durum mu" sorusuna gelince, bence bu Al Nassr’ın yaptığı şey acil durumdan ziyade bir stratejik deneme. Suudi Pro Ligi’nin yüksek basınçlı ortamında takımın sahip olduğu stoperlerin (Al Bulaihi, Jung Woo-young) topa müdahale yetenekleriyle bu sistemi sürdürmesi kısa vadede avantajlı olabilir. Ama ligdeki diğer takımlar da bu tarz taktik karşılamaları geliştirirse, uzun vadede sadece acil durumda değil, normal oyun planının bir parçası haline gelebilir. Data-drive bir bakışla, tüm ligin topa temaslarını ölçüp bunu karşılamaya yönelik sistemler kurması bile mümkün. Valla, futbolda da data devrinin içine iyice giriyoruz artık.
Bence bu kalecisiz hamle bana biraz 2010'lardaki "Park the bus" taktiklerini hatırlattı. O zamanlar herkes defansif oynuyordu ama takımın dinamiklerine bağlı olarak işe yarıyordu. Al Nassr'un genç oyuncularının böyle bir stratejiyle adam gibi oynaması süper ligde biraz riskli görünse de, kalecisi olmayan takımların oynayabileceği bir taktik diyebiliriz. Mesela basketbolda da takımın yıldızı olmadığında farklı oyun sistemleri denenir, burda da durum benzer.
Al Shabab - Al-Riyadh maçıysa bana biraz son Messi-Barça dönemlerini anımsattı: ev sahibi genç Al Shabab attığı güzel bir voleyle galibiyeti getirirken, deplasmandaki Al-Riyadh savunmada acemilikler yaptı. Sonuçta yerel liglerde genç yetenekler her zaman fark yaratabiliyor. Tabii şimdilik acil durum taktiği gibi duruyor bu tarz hamleler, yoksa kaleciye alternatif sistemler oturtmak kolay değil.
Kanka ben de izledim o Al Nassr maçını, kaleye genç bir oyuncu çıktı ama zaten kalecisiz takımın defansı baya organizeydi. Acil durum taktikleri hep denenir zaten, bence Suudi Ligi'nde bu tarz denemeler artacak yoksa kaleci transferleri için para ödemek istemiyorlar herhalde.
Daha 2019'da Bayern'in U17 takımında kaleyi korumam gereken bir maçta, ilk yarıda kramplar yüzünden sahayı terk etmek zorunda kalmıştım. Saha kenarında ısınan velodromoğlanlardan biri kaleme geçti, takım arkadaşlarım "Hadi ama 10 kişi dövüşelim" diye moral verdi. Hakem de çeşit çeşit kural kitaplarından salladığı sarı kartlarla 'acil durum' esnekliğini onayladı.
Kaleyi doldurduk, yarı bos, adam kaçırdık, asist yaptık, kontra hücumda kalesine gol attık – takımın odağında hep kontratak vardı. Sonra ikinci devreye sakatlanan herifin yerine biri daha girince, herkesin rolü değişti. Ben de dördüncü adam gibi orta sahada kovaladım rakibi. Sonuç? 2-1 galip, takımın moral kaynağına dönüştüm kaleyi korumasam bile.
Al Nassr'da da aynı dinamik işliyor. Kaleci eksikliğinde oyuncuların zihinsel esnekliği ve kolektif sorumlulukları devi bir oyuna dönüştürüyor. Taktiksel olarak basit görünse de, kişisel deneyimim gösteriyor ki: takımların acil durumlarda nasıl organize olup kafa üstünde oynadıkları, asıl hikaye. Suudi Pro Ligi'nde bu tarz bir "kaleci taktiği" süper ligde bir trend olur mu? Belki sadece o anın gereği olarak kalır, ama ekibin genç oyuncularında uyanan o "herkes kale" ruhu, bence ligin geleceğinde iz bırakacak bir şey. Gelelim Al Shabab - Al-Riyadh maçına da – dün geceki görüntülerde Al Shabab'ın ortasaha baskısını Al-Riyadh'ın geri dörtlüsünün nasıl ezdiğini izledim. Riyadh'ın kanat savunması tam anlamıyla patlamıştı, Al Shabab'ın 5-2-3'ü orta sahayı sıkıştırdı ve topu sorgu sualsiz aldı. Riyadh'ın hücumda topu ayakta tutamaması faciaydı.
Valla konu çok ilginç abi! Al Nassr’un o kalecisiz sahneye benzetince aklıma hep İspanya’da 2017’de Leganes’in Murcia’yı 8 kere yediği o maç geliyor, küçücük bir takım topa öyle çok sahip oldu ki kalecisinden medet umdu. Ama Leganes’in koçu Gallego o taktikte ısrarcıydı, yetmedi küme düştüler. Burada da Al Nassr’un gençleri adrenalini yüksek geliştirdi ama kaleci boşluğu UEFA tipi darbelerde ne olacak? Zaten bugün Sabail maçında da kalecisiz gol yiyorlar...
Al Shabab - Al-Riyadh’ta da hani şu Brezilya’daki Fluminense - Corinthians’daki gibi kanat trafiği dondurdu her şeyi. Al Shabab’ın hucumcu Camara’sı oynamadı, Al-Riyadh’un stoperi ise direkt Alman metoduyla ceza sahasına girerek adeta Wörgl’ün 2015’teki 4-4-2’sini andırdı. Sonuçta 0-0 çıktı, ama Al-Riyadh’un defansı o kadar ileri düştü ki sondan 15 dakikada 3’ü birden hakemle tartıştı.
Abi valla izlediğim Al Nassr’ın o kalecisiz maçındaki stratejisi süper lig için bir dönüm noktası olabilir. Zaten genç oyuncuların pozisyon algısı süper, topu sürekli ileri atacak yozlaşmış 5. hat oyuncularına ihtiyaç duymuyorlar. "Hız ve baskı"yı bir taktik haline getirirlerse rakiplerin savunma hattını sürekli baskı altında tutabilirler. Ama öyle her maçta bunu deneyebilirler mi bilmiyorum, kale korumasız olunca risk süper yüksek. Yine de bu tarz baskıcı futbolu takip eden birkaç takım daha deneyecek diye tahmin ediyorum.
Al Shabab - Al Riyadh maçında ise Al Riyadh tam bir karşı atak makinesi gibiydi, Al Shabab’ın orta sahası topla buluşamadı neredeyse. Al Riyadh’ın forveti Hamdallah son cambazlıklarında falan çok hummalıydı, skoru 3-1 yapmışlar heralde. Al Shabab’ın topu bulamadığı o bölümde stadın sessizliğine de hayret ettim doğrusu.
Peki ya Al Nassr'ın kalecisiz oynama hamlesi taktiksel olarak ne kadar sürdürülebilir bir model? Bakın, kaleyi korumak için sahada bir oyuncu fazla olması avantaj gibi görünse de, özellikle karşılaşmanın baskılı anlarında 6+5 olmanın getirdiği geniş alanlar rakibin topla buluşmasını kolaylaştırıyor. O genç oyuncuların Al Alami'yi patlatırkenki hücum organizasyonu gerçekten dikkat çekiciydi ama savunma hattının en zayıf olduğu o "6. adam" boşluğu adam kaydırma ile kolayca istismar edilebilir.
Ayrıca, kalecisiz sistemde orta sahada topu tutarkenki baskıyı yönetmek de başka bir mesele. Hızlı bir counter-attack sırasında topu alma ve hemen hücuma geçme anında, takımın kenarlarını savunmasız bırakma riski çok yüksek. Ronaldo'nun eksikliğinin sadece hücumda hissedilmediği, takımın liderlik ve deneyim boşluğunu da kapatmaya çalıştıklarını düşünüyorum. Acil durumda denenebilir ama sezonun büyük kısmında bu sistemin sürdürülmesi, Al Nassr'ın sahadaki oyun zekasına ve yedek kalecinin acil müdahale yeteneğine ciddi bağımlılık yaratır. Yani acil durumda denenir, sürekli oyun planı olamaz kanka.
Al Nassr'ın kalecisiz oynadığı o maçtan sonra ben de biraz araştırma yaptım kanka. Valla bu taktik aslında futbolun temel felsefesine aykırı gibi görünse de, bazı anlarda işe yarıyor. Mesela NFL'de ya da ragbi'de de benzer durumlarda takım belli bir süreliğine oyuncusu olmadan devam ediyor ve bazen de gol ya da puanla sonuçlanıyor. Al Nassr'ın genç kadrosu o maçta gerçekten de çok akıllıca oynadı, orta sahada baskıyı artırıp rakibe hızlı baskınlar yaptı. Bu tarz riskli taktikler sadece acil durumda denenmez aslında; eğer takımda topu iyi tutan, savunma yapabilen oyuncular varsa ve rakip gol atmaya çok hevesli değilse, bu strateji sürpriz bir avantaj bile sağlayabilir. Ama süper ligde bu trend olur mu? Dediğim gibi, futbol anlayışımıza ters olduğu için çoğu takım denemeye çekinecek, ama Al Nassr'ın bu hamlesinin diğer ekiplere de örnek olabileceğini düşünüyorum.
Al Shabab - Al-Riyadh maçına gelince, dün akşam izledim valla. O maçta Al Shabab'ın orta sahada ki hakimiyeti inanılmazdı, özellikle Al-Fatil ve Banega'nın kombinasyonları çok etkiliydi. Al-Riyadh'ın savunması ikinci yarıda biraz dağınıklaştı ve o yüzden Al Shabab 2-0 kazandı. Al-Riyadh'ın kaleci sorununun yanı sıra, takımın genelinde stoperler arasında uyumsuzluk vardı. Banega'nın serbest vuruşla attığı gol de maçın kaderini değiştirdi. Kısacası Al Shabab o maçta taktiksel olarak çok daha iyiydi, Al-Riyadh'ın ise acilen savunma hattını düzeltmesi gerekiyor.
Adam akıllı bir hamle yaptılar vallahi! Bende basketbol antrenmanlarında kalecisiz (ya da liberoya benzer bir rol) çalıştım geçenlerde, gençler gerçekten süper adapte oldular. Top süren adamların sorumluluğu artınca topu toprağa değdirmeden doğrudan hücuma geçmeleri gerektiğinde çok daha agresif oynuyorlar. Ronaldo'nun da ihtiyacı olan buydu zaten, birbirlerine güvenip hızlı tempoda oynamak.
Al Shabab - Al-Riyadh maçında da Al Shabab'ın orta sahası çok sıkışmıştı o gece, Al-Riyadh'ın baskısı yüzünden. Dün izledim abi, Al-Riyadh'ın forveti ilk yarıda 2 gol attı neredeyse, ama Al Shabab yavaş yavaş toparlandı. Sonradan ikisi de gol atınca beraberlikle bitti. Al Shabab'ın savunması biraz gevşedi diyebilirim, Al-Riyadh da iyi organize oldu.
Haaa o videoları dün en az 10 kere izledim abi valla! Ben de lokal ligde oynadığım takımda bir keresinde kalecimiz sakatlanınca santraforu yolladık kaleye :) Adamın elle top yakalama teknigi zayifti kesin ama kaleye gidince "ya ben buradayım" diye durdu, inan bir yol çıktı. Al Nassr'ınki de biraz öyleydi, adamlar acil durum taktigiyle taktiği birleştirdi bence.
O Al Shabab - Al-Riyadh maça açılışta denk geldim, Al-Riyadh'ın orta sahası iyice ezdiriyordu topu. Al Shabab savunmada neredeyse 1-0 öne geçti ama sonradan ikisi de gol yediler. Sonuçta Al Nassr'ın o acil taktigi süper ligde kalıcı olmaz bence, sadece acil durumda denenir. Ama denenmeseydi de insanlar lanse ederdi, mecburen ayak uyduruyorlar şimdi!
Al Ettifak’ın oyuncusunu fena patlattığı maçta Al Nassr’un kalecisiz oynaması bana geçen sene bizim Süper Lig’de 180 puan alan Adana Demirspor’un ara ara savunmasız kalmasına benziyo valla. Adamlar geriden pas atmaya çalışırken topu arkalarında bulunca tepki vermek zorunda kalıyorlar, tıpkı memleket ligindeki takımlar gibi. Ama o gençleri falan da yanlış anlamayalım, onlar sahada hırsla koşarken Al Nassr’un o kafa karışıklığı da var hani, takım ruhu oturmadığı için bazen boşluklar oluşuyor.
Al Shabab – Al-Riyadh derbisindeyse tam tersine defanslar iyi çalıştı, hakemin düdüğüyle maçlar durdu durdu bitti. Sanki bizdeki iki takımdan biri devreye girsin diye bekliyordu sahadaki oyuncular. Al-Shabab’ın orta sahası biraz daha dengeyi yakalarken Al-Riyadh’ın ileri hattı ofansif kararlılıkta biraz geride kaldı, sonuç olarak beraberlikle yetindiler. Yani Suudi Pro Ligi’nde de aslında yerli takımların oynadığı futbolla aynı tempoda ilerliyo diyebiliriz kanka.